Çene Kırıkları

Çeneler ve yüzü oluşturan kemikler (maksillofasiyal bölge); trafik kazası, spor kazaları, kişiler arası şiddet ve iş kazaları ve benzeri nedenlerle travmaya maruz kalıp kırılabilir. Tipik olarak yüz yaralanmaları; yumuşak doku yaralanmaları (deri ve dişeti), kemik yaralanmaları (kırıklar) veya özel bölgelerin yaralanmaları (göz, fasiyal sinir veya tükürük bezleri gibi) şeklinde sınıflandırılabilir. Yüz yaralanmaları hastada, fiziksel travmaya olduğu kadar duygusal travmaya da neden olabilir. Bu nedenle daha dikkatli bir şekilde ele alınmalıdırlar. Hastanın görümünü de hem travmadan hem de tedavinin sonucundan etkilenebilir.

 

Yüz kemiklerinde oluşan kırıkların tedavisi vücudun diğer bölgelerindeki kemik yaralanmalarına benzemektedir. Tedavi yönteminin seçimi; kırığın yeri, şekli, kırık sayısı, yaş ve genel sağlık durumu gibi hasta ile ilgili bazı faktörlere göre değişiklik gösterir. Esas olarak temel kırık tedavisi; kemik parçalarının bir araya getirilip en az 3 hafta hareketsizliğin sağlanmasıdır.

 

Kol ve bacak kırıklarında, alçıya alınarak bu bölgeler hareketsiz hale getirilip sabitlenerek düzgün bir iyileşme sağlanmaktadır. Bu işlemin yüzde ve çene kemiklerinde uygulanması mümkün olmadığı için; çene-yüz kırıklarının stabilizasyonunda (kemiklerin karşı karşıya getirilip hareketsizliğinin sağlanması için) başka yöntemler geliştirilmiştir. Örneğin; alt ve üst çenenin dişler aracılığı ile tellerle birbirine bağlanması bu yöntemlerden biridir. Alt ve üst dişlere çepeçevre teller bağlandıktan sonra; her iki çene birbirine bağlanmak (intermaksiller fiksasyon) zorunda kalabilir. Bu yaklaşık 3 haftalık bir süreçtir. Bu şekilde hasta ağzını açamayacağı için sıvı gıdalarla beslenebilecektir. Nisbeten eski bir yöntemdir.

 

 

Çene yüz kırıklarını en iyi şekilde tedavi ve stabilize eden diğer bir cerrahi işlem ise kemiğin kırılmış parçalarının tam karşılıklı getirilerek birbirine küçük titanyum plak ve vidalarla sabitlendiği yöntemdir. Bu tedavi tekniği iyileşmeyi sağlamakta ve ihtiyaca göre çenelerin birbirine bağlanmasına da izin vermektedir. Bu yönteme rijit fiksasyon adı verilmektedir. Çeneler izin verdiği ölçüde immobilizasyon (hareketsizlik) bu plak ve vidalarla yapılmaktadır.  Bu şekilde hem iyileşme sağlanmakta hem de hastanın alt ve üst dişlerini birbirine bağlatma sorunu taşımadan fonksiyonlarına devam etmektedir.
 


 
 
 

Dişlerin ve çevre dokuların yaralanması:
 

 

Travmadan sadece dişler etkilenmiş; kemikler sağlam kalmışsa; yaralanmanın derecesine göre çeşitli tedaviler düşünülebilir. Yerinden oynamış veya tamamen yerinden düşmüş dişin tekrar yerine yerleştirilmesi mümkün olabilir. Bu çeşit yaralanmaların bir kısmı çeşitli splintlerle tedavi edilmektedir (bağlayarak veya dişleri birbirine yapıştırarak stabilize etmek). Eğer diş yerinde tamamen çıkmamış, sadece oynamışsa; dişi yuvasında tutan lifler bağlı veya canlı olduğunda dişin yerine yerleştirilmesi başarılı olabileceğinden asla sallanan diş çekilmemelidir. Yaralı dişin saklanamadığı veya tedavi edilemediği durumlarda, kayıp dişlerin yerine dental implantlar yerleştirilebilir.

 

Travma nedeniyle dişlerin kırılma, çıkma ya da yerinden oynamaları, yaygın bir yaralanmadır. Eğer diş tamamen yerinden çıkmış ise dişin canlılığını koruduğu süre boyunca yerine yerleştirilebileceğini hatırlanmalıdır. Diş, yuvasına ne kadar erken yerleştirilse dişin yaşama şansı da o kadar çok olacaktır. Bu yüzden hasta olabildiğince çabuk bir çene cerrahına gitmelidir.

 

Diş, ovalamadan sade su ile yıkanıp aşağıdaki koşullardan birinde saklanmalıdır:


 •Eğer hasta uyanık ve dikkatli ise diş hekimine gidinceye kadar dişi, ağızda dil altına saklamak da uygun bir seçimdir.


 •Alternatif olarak soğuk süt, tuzlu su, su (kaynamış, ılımış) kullanılabilir.


 •İdeal olarak diş veya dişler yuvalarına sağlam bir şekilde yerleştirilmelidir.


 
 
 
Genellikle dişler reimplante edildikten sonra (tekrar yerine yerleştirildikten sonra) komşu dişlere splintlenerek veya braketlenerek (özel tellerle bağlanarak), ağızda tutulurlar. Bazen dişleri tutan kemik (alveolar proçes) de kırılmış olabilir ve ortodontik braket benzeri tellerle sabitlemek gerekebilir. Eğer diş yerinden oynamış fakat avulse (yerinden çıkmak) olmamışsa ve dişlerin kapanışı uygunsa, dişler konumu düzeltilip splintlenebilir.

Birçok koşul altında bu gibi yaralanmalarda  iyi saklanmış ve hızlı reimplante edilmiş olmak kaydıyla, mükemmel tedavi sonuçları elde edilmektedir. Avulse dişlere ilk iyileşme döneminin ardından diş kaybını önlemek amacıyla  endodontik tedavi uygulanmalıdır. Dişin yuvasının dışında geçirdiği zamanın, yerine tekrar kaynaması veya kaybedilmesi açısından önemli olduğu hatırlanmalıdır. Dişin soket dışında geçirdiği süre iki saatin üzerine çıkarsa en kesin tedavilerle bile ağızda tutulması mümkün olmayacaktır. Eğer diş kaybedilirse; boşluk, implant veya köprü protezi ile kapatılabilir.